“`html
İzmir’de, bir trajedi yaşandı ve Lokman E., Gözde Akbaba’nın hayatına son verdi.
Gaziantep’te Adem K., boşanma aşamasında olduğu eşi Sibel Külah’ı ağır yaraladı, kadın hastaneye kaldırıldı.
İstanbul’da ise Dılshod Akhrol Uglı Turdımurotov ve Gofurjon Akmalkhonovıch Kamalkhodaev, Özbekistanlı göçmen kadın Durdona Khokimova’nın hayatını sonlandırdı.
Durdona Khokimova Olayı’na Dair Fotoğraflar
Bugün 09:47
Bu üzücü olaylar, kadınların yıllardır sorduğu can alıcı bir soruyu yeniden gündeme taşıdı: Erkek şiddeti ne zaman son bulacak?
Uzmanlar, bu sorunun cevabının, devletin erkek şiddetiyle etkili bir mücadele yürütüp yürütmediğine bağlı olduğunu belirtiyor. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmenin ardından, kadınların yaşam haklarının tehlikeye girdiği vurgulanıyor.
2011 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen Kadına Yönelik Şiddetle Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi, kadına yönelik şiddeti ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddeti tanımlayan ilk uluslararası bağlayıcı metin olarak öne çıkıyor. Sözleşme, cinsel şiddet, zorla evlendirme gibi pek çok konuyu kapsıyordu. Ancak ülkemiz, 20 Mart 2021 tarihinde bu sözleşmeden çekildi.

Dün (25 Ocak Pazar) kadınlar tekrar sokaklardaydı.
Kadın Cinayetlerine Karşı Feministler’in düzenlediği eylemde, İstanbul’da Osmanbey Metro durağında toplanan kadınlar ve LGBTİ+ bireyler, suikaste uğrayan Özbekistanlı Durdona Khokimova’nın cansız bedeninin bulunduğu Kuyulubağ Sokak’a yürüdü. Yürüyüş sırasında “Göçmen kadınlar yalnız değildir” ve “Erkek adalet değil gerçek adalet” gibi sloganlar atıldı. Bölgedeki polis varlığı dikkat çekti.
“Göçmen kadınlar tehdit altında”

Yapılan basın açıklamasını Kadın Cinayetlerine Karşı Feministler üyesi Berfin Atlı okumaya başladı.
Atlı, Kuyulubağ Sokak’ta bir çöp konteynerinde başı kesilmiş halde bulunan kadının, Durdona Khokimova olduğunu belirtti:
“Buradayız; çünkü geçtiğimiz gün burada, çöpe atılmış halde bir kadın bedeni bulundu. Bu kadının akıbeti, toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin acı bir yansımasıdır.”
Berfin Atlı, Durdona’nın hayatına dair bilgi yetersizliği olsa da erkek şiddetinin köklerinin/sorunlarının bilindiğini ifade etti ve şöyle devam etti:
“Durdona Khokimova’nın hayatı hakkında fazla şey bilmiyoruz. Ancak erkeğin dinamiklerine dayanarak, göçmen bir kadına bu şekilde şiddet uygulama cesaretini nasıl bulabildiklerini biliyoruz.”
Atlı, devletin şiddeti önleme ve failleri cezalandırma yükümlülüğünü yerine getirmediğini vurgulayarak, “Kadınların hayatları tehlikede. Artık bu duruma bir son verilmesi gerekiyor.” dedi.
Bu basın açıklamasında, kadınların karakollara başvurduğunda ihmallere maruz kaldığı ve şikayetlerinin göz ardı edildiği ifade edilmiştir. Göçmen kadınların, sınır dışı edilme korkusu nedeniyle genellikle başvuru yapmaktan kaçındıkları da belirtildi.
Bir başka olayda, İzmir Menemen’de yaşayan 26 yaşındaki Gözde Akbaba’nın eski erkek arkadaşı tarafından sokakta öldürüldüğü hatırlatıldı.
Gaziantep’te bir başka kadın ise boşanma aşamasındaki kocası tarafından vahşice saldırıya uğradı ve ağır yaralandı.
Bu durumlar, erkekler tarafından gerçekleştirilen şiddetin yalnızca birer olay olmadığını gösteriyor; aynı zamanda toplumsal yapının bir yansımasıdır.
“Bir kadın, bir insan”

Basın açıklamasının ardından Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu temsilcisi Şirin Yalıncakoğlu, durumun ciddiyetine dikkat çekti.
Yalıncakoğlu, Durdona Khokimova’nın öldürülme biçiminin gündelikleştirilmesine karşı çıkarak, bu olayın ciddiyetini vurguladı:
“Bu basit bir durum değil. Bir insanın parçalanmış bedeni, göç arasında kaybolan bir yaşam. Bu bir kadın ve bu böyle sıradanlaştırılamaz.”
Cinayetin toplumda yaratmış olduğu etkiyi ve sorumluluğun yalnızca faillerle sınırlı olmadığını aktaran Yalıncakoğlu, bu tür olayların önlenmesi gerektiğini belirtti.
“Her gün, her yerde kadınlara yönelik şiddet artmakta. Durdona burada yeni bir hayat kurmak için gelmiş olabilir, ki bu durumu anlamamız gereken bir olaydır. Bu bir insan hikayesidir.”
Yalıncakoğlu, failin ifadelerinin nasıl meşrulaştırıldığını da ele alarak, erkek şiddetinin her türlü durumu nasıl etkileyebildiğini vurguladı.
“Cezasızlık cesaretlendiriyor”

CHP İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı Hatice Selli Dursun da, eylemde sesini yükseltti. Dursun, cezasızlığın şiddeti nasıl büyüttüğüne vurgu yaptı:
“Cezasızlık, failin bir kadını öldürüp yurtdışına kaçma cesaretini bulmasını sağlıyor. Şiddetin yol açtığı durum bu; sistem kendisini geliştirip sürdürdüğü sürece bu durumlar artacaktır. Kadın cinayetleri politiğin bir parçasıdır.”
Dursun, İstanbul’da yaşanan kadın cinayetlerini hatırlatarak, bu acı gerçeğin değişmesi gerektiğini belirtti.
Kadınlar, Durdona Khokimova’nın hayatına son veren şiddeti bir kez daha kınayarak taleplerini yinelediler: Erkek şiddeti sona erene dek mücadele devam edecek.
bianet 2024 erkek şiddeti istatistikleri
bianet 2025 erkek şiddeti verileri
Veritabanına https://erkeksiddeti.org/ adresinden ulaşabilirsiniz.
(EMK)
“`
