Türkiye’den yurtdışına vatandaşlık talebi 10 kat arttı! İşte öne çıkan üç ülke…

Ekonomi

Türk Yatırımcılar, Yurtdışında Vatandaşlık Taleplerini 10 Kat Arttırdı! İşte Öne Çıkan Üç Ülke…

Türkiye kaynaklı yatırımcı ilgisi, yatırım yoluyla oturum ve vatandaşlık pazarının küresel ölçekte hızla büyümesine öncülük ediyor. Son dört yılda Türk yatırımcı talepleri 10 kat artarak dikkat çekiyor…

  • 24 Ocak 2026

Türk Yatırımcılar, Yurtdışında Vatandaşlık Taleplerini 10 Kat Arttırdı! İşte Öne Çıkan Üç Ülke…

Yatırım yoluyla oturum ve vatandaşlık pazarı, küresel ölçekte hızla genişlerken, Level Immigration & Properties CEO’su Haitham Ahmet Alamarioğlu, jeopolitik belirsizlikler ve vergisel planlama ihtiyacının yatırımcıları daha seçici ve temkinli hale getirdiğini belirtti.

Pandemi öncesi 21.4 milyar dolar büyüklüğünde olan yatırım yoluyla oturum ve vatandaşlık pazarı, hızla genişlemeye devam ediyor. Uzmanlara göre, 2026 itibarıyla pazarın büyüklüğünün 100 milyar doları aşması bekleniyor. Artan jeopolitik riskler, vergi politikalarındaki sıkılaşma ve servet transferi ihtiyacı, yatırımcıların farklı ülkelere yönelmesini hızlandırıyor. Türkiye kaynaklı talep ise diğer ülkelere göre daha hızlı artış gösteriyor.

“Türkiye’den Gelen Talep 10 Kat Arttı”

Level Immigration & Properties Danışmanlık Hizmetleri CEO’su Haitham Ahmet Alamarioğlu, küresel pazardaki büyümeyi ele alarak Türkiye’den gelen yatırımcı ilgisindeki hızlı artışa dikkat çekti.

“Yatırım yoluyla oturum ve vatandaşlık pazarı, pandemi öncesi 21.4 milyar dolar seviyesindeydi. Bugün ise 2025 itibarıyla 100 milyar doları aşan bir büyüklükten bahsediyoruz. Eğer mevcut ivme korunursa, 2026’da bu eşiğin aşılması kaçınılmaz görünüyor,” dedi.

Türkiye kaynaklı yatırımcı ilgisinin boyutlarını paylaşan Alamarioğlu, “Türkiye’den yurt dışındaki Golden Visa ve yatırım yoluyla vatandaşlık programlarına olan talep, 2020’de yaklaşık 213 milyon dolar seviyesindeyken, son bir yılda 2.4 milyar doları geçti. Yıllık bazda 3 milyar dolara yaklaşan bu tablo, dört yıl içinde 10 katın üzerinde bir büyümeyi gösteriyor,” ifadelerini kullandı.

“Golden Visa Artık Bir Güvenlik Mekanizması”

Alamarioğlu, yatırımcı motivasyonlarının değiştiğine işaret ederek, Golden Visa ve benzeri programların artık sadece seyahat kolaylığı sunmadığını vurguladı.

“Bu programlar artık sadece vizesiz dolaşım ve ikinci adres arayışıyla değil, aynı zamanda siyasi ve ekonomik risklere karşı uzun vadeli bir güvenlik mekanizması olarak da görülüyor. Yatırımcılar artık pasaport veya oturum kartı yerine, hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik arıyor,” dedi.

Jeopolitik Riskler ve Vergisel Planlama Etkisi

Küresel talepteki hızlanmanın ardında birden fazla faktör olduğunu belirten Alamarioğlu, “Artan jeopolitik belirsizlikler, vergi politikalarındaki sıkılaşma ve servet transferi planlaması, yatırımcıları daha temkinli ve seçici hale getiriyor,” şeklinde değerlendirmede bulundu.

Alamarioğlu’na göre Türkiye’den gelen yatırımcı talebinin arkasında da benzer motivasyonlar yatıyor. “Rezerv para birimleriyle yatırım yapabilme imkanı, ailelerin çocukları için yurt dışında eğitim planları ve uzun vadeli vergisel yapılandırma ihtiyacı, Türkiye kaynaklı ilgiyi belirgin şekilde artırıyor,” dedi.

Yunanistan, Portekiz ve Dubai Ön Planda

Türk yatırımcıların tercihlerine de değinen Alamarioğlu, Avrupa ve Orta Doğu bölgelerinde belirgin bir yoğunlaşma olduğunu ifade etti.

“Türkiye’den çıkan yatırımcıların Avrupa’da özellikle Portekiz ve Yunanistan’a, Avrupa dışında ise Dubai’ye yoğun ilgi gösterdiğini görüyoruz. Ancak burada sadece yatırım miktarı ya da başvuru koşulları değil, diğer faktörler de kritik önem taşıyor,” şeklinde konuştu.

“Hukuki Çerçeve ve Sürdürülebilirlik Belirleyici”

Yatırımcılara uyarılarda bulunan Alamarioğlu, program seçiminin çok boyutlu ele alınması gerektiğini vurguladı.

“Ülke tercihi yaparken programın hukuki çerçevesi, uygulamadaki istikrarı, uzun vadeli sürdürülebilirliği ve olası düzenleme değişikliklerine karşı sağladığı öngörülebilirlik mutlaka göz önünde bulundurulmalı. Ayrıca yatırımın yapıldığı varlık, varlığın kullanımına yönelik sınırlamalar ve gelecekte karşılaşılabilecek yükümlülükler de karar sürecinin önemli unsurlarını oluşturuyor,” şeklinde konuştu.

Alamarioğlu, “Bu pazarda doğru ülke ve doğru yapı seçimi, kısa vadeli maliyet avantajlarından ziyade hukuki güvenlik ve şeffaf süreçlerle belirlenmiş durumda,” diyerek sözlerini tamamladı.