‘Ben 36 yaşımda öldüm aslında’

Ben 36 yasimda oldum aslinda HHmtAX1O
‘Ben 36 yaşımda öldüm aslında’

Ümit Sayın tam da ekranda göründüğü gibi çok kibar. Şarkılarındaki kadar nahif ve duygusal görünüyor. 90’lardan bugüne biriktirdiği çok anısı ve yaşanmışlığı var. İnsan onu dinlemekten büyük keyif alıyor. Başlıyoruz sohbete… 

Hit’lerinle 90’lara damga vuran isimlerdendin. En son 13 sene önce bir albüm yaptın. Sonra bir tekli çıkardın. Senden ses alamadığımız bir sürede oldu. Geçen sürede neler yaşadın?

Aslında konserler veriyor ve sahne alıyorum ama evet kaybolduğum bir dönem oldu. Biraz başa dönersem, İzmir’den İstanbul’a Sezen Aksu’nun keşfiyle geldim.
Gitar dersleri aldım. Özkan Uğur’un beni ittirmesiyle ilk bestelerimi yaptım. Mazhar Alanson ve Fuat Güner’le tanıştım. Onların büyük destekleri oldu. 1992’de Deniz Arcak, ardından Leman Sam, Seden Gürel, Emel Müftüoğlu’na şarkı verdim. 1994’te Tarkan’ın ‘Dön Bebeğim’, ‘Gitme’ şarkıları tuttu. Bendeniz’e ‘Gönül Yareler İçinde’yi yaptım. 1996’da ilk albümümü, üç sene sonra ikinci albümümü çıkardım. Şarkılarım tuttu. Levent Yüksel, Aşkın Nur Yengi, Yeşim Salkım, Gökhan Tepe, Burak Kut, Hakan Peker’in albümlerine şarkılar verdim. Yani ilk
10 sene çok hızlıydı. Sonra yavaş yavaş eserlerimin yarım çıkmaya başladığını, kendimle baş başa kalamadığımı fark ettim.

Haberlerimizi Google’da Takip Edin

En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.

Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin

Neden sence?

Arkadaş çevrem çok genişledi, hiç yalnız kalmama fırsat vermediler.

Bu üretimini mi engelledi?

Ciddi şekilde engelledi. Duygusal birikimim bitti, kendime zaman ayırma ihtiyacı hissettim. Evimi Acıbadem’den Beykoz tarafına taşıdım. Arkadaşlarım evime daha az gelmeye başladı. Tekrar gitarımla baş başa kaldım. O dönem içerisinde kimseyle şarkı paylaşmadım, sahne yapmadım. Bu maddi olarak da çok tehlikeli bir karardı.

Nasıl geçindin?

Geçinemedim. Geçim derdiniz, kiranız, elektrik-su faturası var. Beş sene çok maddi zararlar gördüm ama değdi. Bunu tekrar kendimi dinlemek ve gönülle olan arkadaşlığıma kaldığım yerden devam etmek için yaptım. Kalemimle yine haşır neşir oldum, bu da bana bir dönüş sağladı. 2004’te ‘Mai’ albümü çıktı. ‘Mavi Geceler’ şarkısı tuttu. Ben her zaman gönlüme yaslandım. Hâlâ üretiyorum ve ürettiğim birçok şeyi daha çıkarmadım. Bu projeyle 5 yeni şarkıyı da yayımlayacağım.

Bu arada evlendin. Çocuk hayatına nasıl yansıdı?

2006’da eşimle tanıştık. 2019’da evlendik. Kızımız Dua 5 yaşında. Sabah 7.30 gibi ayaktayım, gece 23.30 olunca gözlerim kapanıyor. İşlerim dışında onunla vakit geçiriyorum, uyuyana kadar beraber oyunlar oynuyoruz.

90’larda pop starlık kavramı bambaşkaydı. Çok yoğun ilgi vardı. O ünlülüğün gittiği dönemde hiç çökmedin mi?

Pek çöktüğümü hissetmedim. Aksine kafamda şapka Kadıköy’den vapura biniyordum. Beşiktaş’a gidiyordum. Ama bahsettiğin yılları yaşadım. Mesela bir gün kapımı polisler çaldı. “Ümit Bey sizden bir şey rica etmek için geldik. Şu an karakolda ağlayarak bekleyen bir kız var, hayranınız. Bakırköy’den Kadıköy’e kadar gelmiş, muhtarlıklara da gitmiş. Kimse adresinizi vermemiş. Bize kadar geldi, annesiyle birlikte karakolda bekliyor. Rica etsek bir gelip görseniz” dediler. Hemen gittim. O zamandan beri de görüşürüz. Buna benzer çok anılarım oldu. Ama benim müzikte annem Sezen Aksu, babam MFÖ’dür. Onlardan aldığım terbiyeyle işin meşhurluk tarafıyla haşır neşir olmadım.

 

‘KİBİR İNSANI ALIR, UFALAR, SAKIN O TUZAĞA DÜŞMEYİN’

◊ 33 yıl içinde müzik dünyasında kazık yedin mi?

Kazık yememek mümkün değil. Ben yaşadığım her şeyle ilgili notlarımı alırım. Kişilerle ilgili karnelerim vardır. Zaman içerisinde o terazinin ayarları kaymaya başlar. İşi kalleşliğe vurmuşsa hatalar hata olmaktan çıkmıştır. O insanı sessizce hayatımdan çıkarırım.

◊ Seni en hayal kırıklığına uğratan neydi?

İnsan unutkan bir varlık. Genel olarak beklentisizlikle yaptığınız güzellikler, bir kişinin hayatında olumlu şekilde yolunun açılması için oluşturduğunuz vesileler olabiliyor. Bunun zaman içerisinde bir şuursuzlukla yok olup gittiğini görmek, özellikle buna para ve şöhretin sebep olması kötü. Kibir insanı perişan eder, zaman içinde alır, ufalar, sakın o tuzağa düşmeyin derim. Ciddi şekilde hayatlarında paralar kazanıp meşhur olanların değişimlerini gördükten sonra çok üzülmüştüm. Ve ben 36 yaşımda öldüm aslında.

◊ Nasıl yani?

İlk kez Fikret Kızılok’tan duymuştum; “Siz hiç öldünüz mü” demişti. Şaşırmıştım. Ama sonradan anladım ve ben de 36 yaşımda öldüm. Çünkü artık verdiğiniz sevginin, ilginin ve beklentisizlikle yaptığınız şeylerin bir şekilde yok sayıldığını hiç olmamış gibi davranıldığını görünce ‘Ben bu saatten sonra kimi nasıl sevebilir, güvenebilirim’ diye düşündüm ve öldüğümü hissettim.

◊ Kaç yaşında yeniden doğdun?

Benim dünyaya yeniden gelmeme vesile olan eşim Eda ve annem oldu. Eşim beni kucakladı, bırakmadı. 36 yaşının sonlarına doğru yeniden doğdum. Sonrasında tabii içimde tekrar çiçekler açmaya başladı.

 

‘ÜÇ KATLI YERİ SABAH AKŞAM SÜPÜRÜYOR, ÇAYLARI DEMLİYORDUM’

◊ 33’üncü yıl projen ‘Ve Ümit Sayın’. Nasıl ortaya çıktı?

3-4 yıldır çok plakçıyla görüştüm. Bu şarkıların yeniden seslendirilmesi gerekiyordu ve yeni jenerasyonla söylemek istiyordum. ‘DokuzSekiz Müzik’le projeyi hayata geçirdik. Düzenlemeler konusunda çalıştığımız sanatçı arkadaşları serbest bıraktık, tabii prodüktörümüz Ahmet Çelenk’le küçük müdahalelerimiz oldu. Solistler kendi arzularına göre yorumladılar. Mesela Gökhan Türkmen’le ‘Dön Bebeğim’, Berkay’la ‘Gül Beyazgül’, Rubato’yla ‘Gülendam’, Bengü’yle ‘Sen Gidince’, Koray Avcı’yla ‘Hicran’ı okuduk. Bu arada da ‘Ümitli Şarkılar’ programını yaptım, TRT Müzik’te yayımlanıyor. Canlı bir orkestrayla konuklarımı ağırlıyorum. 13 bölüm çektik, yeni sezonda da devam edecek.

◊ Kaç şarkı daha çıkacak?

Eskilerden 10 şarkımız daha olacak. Elif Buse Doğan, Hande Ünsal, Emre Fel, Murat Karahan, Mustafa Ceceli ve Murat Boz gibi isimler olacak.

◊ Sen söz, müzik fabrikası gibisin. Neden yeni şarkıları çıkarmadın?

Üç kuşağı geçtim, şarkılar dördüncü kuşağa geçiyor. Yeni jenerasyondaki arkadaşlarımızın da bizim geçmişte yaşadığımız duyguların, aşkların kokusunu, dokusunu hissetmelerini ve hikâyesi olan şarkıları duymalarını istiyordum. Nitekim çok güzel dönüşler alıyorum.

◊ Yeni şarkılar olacak mı?

Beş yeni şarkı da gelecek. Çok sağlam hit’ler. Dinlediğinizde ensenizin arkasında bir ürperme olur ya,
o etkiyi yaratacak.

◊ “Beni Sezen Aksu keşfetti” dedin. Nasıldı o hikâye?

Sahnesine fırladım, bir şarkı söyledim.

◊ Konsere gidip sahneye mi fırladın? Şaşırmadı mı?

1989’da bir konserine bilet alıp gittim. O da her konserde birilerini sahneye alırdı. Ben de bekliyordum. Tam ben çıkacakken bir kız atladı sahneye, “Sarışınım”ı okudular. Bir kişiyi çıkardı, bir daha almaz sahneye dedim. Bir sene bekledim. Sonra bir denemem daha oldu ama yine başaramadım. 8 Eylül 1990’da bu sefer hazırlıklı gittim, “Dünya için bir ses, benim için dünya sensin Sezen” diye bir not yazarak bir çiçek hazırladım. Sahnenin kenarına gidip çiçeğimi uzattım. Okudu; “Bekle, seni çağıracağım” dedi. Konser bitmeye 20 dakika kala çağırdı. Bodyguard’ların arasından fırladım; ‘Son Bakış’ şarkısını okumaya başladım, Sezen Aksu da eşlik etti ve nakaratı beraber okuduk. Kulağıma “Konserden sonra kulise gel” dedi. Gittim; “Vokalistim olarak seni yetiştirmek istiyorum” dedi. Rüya gibiydi. Ailem inanamadı. İşten istifa edip İstanbul’a gittim. Sezen Hanım’ın evinde üç hafta kaldım. Atilla Özdemiroğlu, Onno Tunç geliyordu, sesimi dinlettiriyordu. Onno Abi “Turneler için daha hazır değil” dedi. Timur Selçuk Hoca’nın dershanesine verdiler, gitar derslerine başladım, ilk gitarımı da Sezen almıştır. Bütün eserlerimi onunla yaptım. Sonra Sezen Hanım “Fuat’ın (Güner) oraya bir eleman lazım” dedi. Stüdyo açmıştı. Oraya ofisboy olarak girdim. Üç katlı yeri sabah akşam süpürüyor, çayları demliyordum. İki yıl geçti. Bu arada Fuat Abi beni jingle’lara ve back vokallere sokuyordu. 1,5  sene bekledim ve piştim. Sonrasında Sezen konsere çağırdı, vokal yaptım. Harun Kolçak’la tanıştım. İlk bestemi o seslendirdi. Bu beni çok cesaretlendirdi.

 

‘İYİLİKTEN MARAZ DOĞAR SÖZÜNÜN GERÇEKLİĞİYLE KARŞILAŞTIM’

◊ Müzikte geçirdiğin 34 yıl içinde verdiğin şarkılar arasında, hiç “Keşke bunu ben söyleseydim” dediğin oldu mu?

 ‘Gönül Yareler İçinde’… Bunu bir kere daha söylemiştim. Sonra Deniz’le (Bendeniz) karşılaştık; “Kardeşim o zaman sen okusaydın” dedi. Ama sorunca söylüyorum işte.

◊ Parasını veren herkes senden şarkı alabilir mi?

Gençliğimde geçimimi şarkılarla sağlardım ama hangi solist hangi şarkıyı taşır, nereye getirebilir gibi şeyleri gözetiyordum, şimdi de öyle. Mesela yıllar önce bir soliste bir şarkıyı vermiştim. Başka bir solist daha talip olmuştu ve Türkiye Cumhuriyeti’nde bir besteye teklif edilmiş en büyük teklifi aldım herhalde ve reddettim. Ve “Bu solistin okuması lazım” diyerek hiç para almadan verdim.

◊ Hangi şarkıydı o?

‘Vazgeç Gönül’….

◊ Para almadan verdiğin başka şarkılar oldu mu?

Tarkan’a ‘O Sevişmeler’ şarkısını hediye etmiştim.

◊ Hiç sonradan şarkılarımı keşke büyük paralara satsaydım dediğin oldu?

Hiçbir zaman büyük paraların sevdasında olmadım. Üç aylık kiram cebimde varsa en büyük lüksüm oydu.

◊ Peki, paraya önem vermeden yaptığın iyiliklerin manevi olarak karşılığını alabildin mi?

Bir şeyler yaparken hiçbir beklentim olmadı. Ama şimdi düşündüğümde bir tık bencil olmak gerekiyormuş. Hayatımda iyilikten maraz doğar sözünün gerçekliğiyle karşılaştım. Bunu da beste ve söz konusunda destek olduğum gençlerde yaşadım. Bir şarkı tuttuğu zaman akıllarını yitiriyorlardı. Şimdi kafamda para olayını hallettim. 40’larımdan sonra şunu anladım; hiç değer vermediğin bir şey sana en büyük cezayı kesebilirmiş. Benim için para bir şey ifade etmiyordu. Ama yaşadıklarımdan sonra  olayını anladım; hatta ‘Hep Para’ diye bir single çıkardım. Artık parayla barıştım.

Source

yok

Author: Murat Kurt